Cuma, Eylül 05, 2008

bir şair bozuntusundan tanımlayışlar....

-korku-
her birimizin de vardı karanlık yanları. en yüce, en başka, en özgün dediğini bile dize getiren kocaman gölgeler.

-şehir-
içinden geçilen tüneller gibi değil, konup göçmeye mahal olmayan, bal gibi de iyi ya da kötü, yakın ya da uzak ta içeride hissedilen memleketler. dostlar ve tanışlar gibi, her birinin ayrı yeri var.

-şarkı-
kalbin kendisini en iyi anlatabileceği yol, iç tercümanı. öyle her ritmli şeye unvanını veremeyecek kadar değerli.

-yazı-
olmasaydı olamayacağım, anlamanın, anlatmanın, anlaşmanın, bağların elçisi; sözün ecesi.

-liman-
bazen en kolay, bazen en zor bulunan şey, her yerde, her kişide. sığınma arzusunun doğrudan ruhu taşıdığı, taşımak istediği yer. boğulmak işten değil, olur da bulunmazsa eğer.

-öykü-
yaşam içinde birbirine yakın, birbiriyle kesişen, birbirini etkileyen sayısız yolların her biri, ancak hiçbiri birbirinin birebir aynısı olamadı şimdiye dek. ya da zaten, sadece yol olmak onları basmakalıp yapabilir mi? ya her birinin götürdüğü yerler? yine de öykü olmak farklılıklara değer güzellikte.

-mutluluk-
insanla ilişkisi hep belli bir mesafeden olan. bütünüyle iç içe olunmadığı gibi, büsbütün ayrı da kalınmıyor lezzetinden. çekinilen bir aile büyüğü gibi, onunla aşırı samimiyet hoş görülmüyor pek. biraz şımarık, biraz burnu havada ama olsun, lütfedip verdiği bir selamı, bir gülümseyişi bile bedel güneşsiz geçen onca güne.

-özlem-
kuru kuruya bir tutsaklık. bir yokluğun yakıp kavuruşu ve ona nasıl yaklaşabileceğini bilememek. çaresizlik, hayal ile gerçeği ayrı tutan kolonlardan en güçlüsü, en aşılmazı, en vazgeçilmezi: çelişkilerin beşiği.

-film-
öykülerin akıllarda kimlik buluşu. fena halde öznel, kime çekmiş?

-düşünce-
aklın evladı. özü de var üveyi de...

-ses-
ruhun kulaktaki izi. izler değer birbirine, bir ruhtan haberi ancak bir izle alır başka bir iz. olmalı, olmalı ki tutunabilsin ruhlar birbirine.