Cuma, Şubat 06, 2009

hayallerimi yıkma!

geldi. sıkıntı veren ne varsa bittikten hemen sonra geldi. öyle bir zamandı ki dilimin ucundaki haykırışı aldı, içtenliğine ekledi, sakin ama derinden vuran bir söze çevirdi. zamana söylemek istediğim ne varsa kısacık ve açık bir cümleydi artık: hayallerimi yıkma!

şaşırdım. her seferinde kendi gibiydi ya, kendi gibi oluşunda bile bir başkalık vardı. her adımında yeni bir yanını keşfediyordum. bu kez hazırlıksız yakalanmıştım ama. yorulmuştum. hayal kurmak ağır geliyordu; çünkü geçen zaman bütün aksine çabalayışıma rağmen her birinin üstünü kat kat tozla kaplıyordu. ışıltısı yiten köhne evlere dönüyordu her şey. benimdi yine de, elimi asla çekemedim onlardan. hayatla iyi kötü başa çıkmaya çalışıyordum. dile getirmem gereken şeyler varmış meğer, hissettiklerimin dilimden dökülüşüne ramak kalmış. çok sonra fark edeceğimi de bilmiyordum.

hayatla ilişkimde bir gariplik vardı. yaşadıklarımın farklı olduğunu düşünüyordum. bir acıyı bu kadar derin yaşamak yalnızca bana özgüydü. ya da bir şeye çok sevindiğimde dünyanın en mutlu insanı oluyordum. birine tutkuyla bağlandığımda, dünyada hiç kimse birini benim onu sevdiğim gibi sevememişti. sesi bana yetişmezden az bir zaman evvel anladım. haksızdım, çünkü insanlar yaşıyordu her yerde, her şekilde. varlığın ortasında acının en derinine boğulmuşu da vardı, hayal kırıklığının en beterine uğrayanı da. ölsem gam yemem dediği büyük sevinçleri olmuştu insanların. hele şüphe ve şaşkınlıkların açmazlarında kaybolanlar... böyle bir dünyada kendi hislerimi gerektiğinden fazla önemsemek bir hata olabilir miydi? belki de. bütün bunlara rağmen kaçırdığım bir nokta vardı. insanların başına gelen olaylar, ruhlarına değen eller ayrıntılarda farklıyken özlerinde aynıydı. ancak hissedilenlerin benzerliği onların özgün oluşunu engellemiyordu. hislerin niceliği de dahildi bu özgünlüğe ve her biri dolu dolu yaşanmalıydı; çünkü bu hayata bakışları şekillendirmesi açısından önemliydi. bundan değil miydi, okuduğum bir satırın tanıdıklığı, bir şarkının gözlerden süzdüğü yaşlar, bir yiyecekten, kokudan, bir durumdan alınan haz? farklıydı işte, yaşadıklarım farklıydı diğer yaşananlardan. yaşamak, sorgulamak, tadını çıkarmak... nefesim kesilirken doğal ama açık bir sesle dile getirmek hissettiğimi. ve sahiplenmek, kurduğum bütün hayalleri.

"hayallerimi yıkma" demişti, "hayallerim, hayatımın parmak izi."
tam zamanındaydı gelişi...



not: esiyor bazen. ondan bu da...