Pazartesi, Nisan 12, 2010

boğuk

son birkaç ses edişim havalardan ötürü olmuş, bu da farklı olmayacak sanırım. nisan ayını ortalarken ortada fena halde boğuk, sıkıntılı, ne diyeceğini belli edemeyen, ne yağan ne gürleyen bir hava var. öyle bir hal ki insanı bile hissizleştiriyor. ne hissedeceğine karar verememek kötü. ortalıkta ruhsuz insanlar görmek ayrıca can sıkıcı. oysa çiçekler açmış ağaçlarda. kokuları kendilerine özgü, renkleri de bir cümbüşe hazırlanmış kapıdan çıkacakken kararsız kalakalmış insanlar gibi. kimi suratını asar, kimi dirayetle direnir görünen o ki. ama şu hava resmen bir avuç çamur atmış bütün yeryüzüne. bir şehir değil yalnızca grilere bürünen bu kez, resmen koskocaman bir evren tam ortasında oturduğum. kararsızlık diz boyu her yerde. yapsam mı yapmasam mı, gitsem mi gitmesem mi, konuşsam mı sussam mı bilemedim der gibi, istisnasız her şey. son dönemlerde had safhada seyreden kendi memnuniyetsizliğim de eklenince bütün bunlara, seyreyleyin gümbürtüyü. oysa bahar geleceği yeri, filizlendireceği çiçeği, ısıtacağı yeri nasıl da biliyor, nasıl da oynuyor yüreğindeki karları hâlâ büsbütün eritememişlerle.
ah, söyleyecekken boğuk da çıkıyor sesim... en tatlı rüzgar yüzüme estiğinde çözülüverir dilim, dilerim...